Bazen aşk yetmez...
insanlar bazen severler...evlenirler. emindirler ama yinede hata yapabilirler.Hala seviyorken boşanabiliriz. bazen karar verirken, doğrular herzaman DOĞRU değildir.
Buna çoğu zaman çok şaşırmışızdır. bazen aşık oluruz, bin birlik zorlukla sevgili oluruz...Tonlarca çile çekerek ikna eder, ekonomik, sosyal şartları zorlar ve evleniriz, ya da aynı eve taşınırız ve bir hayatı paylaşmaya başlarız. iki tarafta birbirine deli gibi aşıktır,
aşkları en ufak azalmaz.Ama sosyal yaşam alanlarınız, ortak paylaşım noktaları oluşmaya başlayınca, birliktelik tutmaz. KİMYANIZ TUTMAZ. ve aynı çatı altında mutlu olamayabilirsiniz.
Buna şaşırmanıza gerek yok, bazen gerçekler tokat gibi ağzınızın üstüne iner ve beyaz teninizde dudağınızdan akan bir kaç kan damlası yerini alır.Hala sevgisinden, sevginizden, aşkınınızdan eminsinizdir. Hatta saplantı boyutunda seviyorsunuzdur. Hayatınızın kadını, hayatınınızın adamı oldugundan eminsinizdir.
Ama nasıl olurda beraber ortak bir yaşamı paylaşamazsınız, bu sorunun cevabını asla bulamazsınız. Sevgilinizde en az sizin kadar delice aşıktır. En ufak şupeniz, sadakat probleminiz,
vs yoktur. ama olmaz. Bazen aşk yetmez.
Aşkın yetmediği noktada ne yapılmalı, inanın bunun cevbını bende bilmiyorum. Bazen kimya tutmaz ve biz bunu kabullenemeyiz, kabullenmemeyede hakımız vardır! Şartlar mükemmel ilişkiyi okadar çok işaret ederki, bu uyumsuzluğu kabullenmemiz mümkün olmaz. Ama salt gerçek budur, Biz iki aşık, beraber geçirdiğimiz her saniyede birbirimize acı vermekteyiz...
Ortalama 60 senelik ömürlerimiz okadar kısaki. Bazı hırslarımızı, sosyal statü düşkünlüklerimizi bir kenara bırakıp, yaşadığımız küçücük hayatların tadına varmaya çalışmalıyız.
Çok severek, güvenerek, aşık olarak, kandırılarak, aldatılarak, hayal kırıklığına uğrayarak, acı çekerek, yaşamayı ve aslında bunların tamamının hayatımızı motonluktan kurtarıp, güzelleştirdiğini öğrenerek yaşamaya çalışmalıyız.
Ben bu mutluluğu hissedemedim, umarım siz benden daha şansılsınızdır...
Andımızı okutan çocuk olmaktı hayalim...
çok ugrastım ilk okulda... sadece bir kere okuttular. bendeki o cevheri göremediler... o yetenegi keşfedemediler... yıllardır hayalimdi o cocuk olmak... hangi kapıyı çalarsam çalayım geri çevrildim... devlet bana yardım etemedi... elimden tutan olmadı... ve ben yılmadı... bir gun evet bir gun birinin yeteneğimi keşfedecegini biliyordum... aradan uzun yıllar geçti...15 ay boyunca bütün bölükteki askerlerin bana küfürler yağdırdığı sporda sürekli olarak oy akşamlar ışıktır yayalalar yayalar... bizim oglan aşıktır... vb. tüm manileri okutan kişi bendim ve en önemlisi artık çocuk değildim...
☺
Ah Kadınlar...
kızların varlığından haberdar olunca bıraktım misket oynamayı ne yalan solıyım karı kıza yavşadım. bu karı miletti cocuklugumuzu elimizden aldı. çektim hemen tespihi giyindim gomlegi, omuzları benim iki katım olan babamın ceketini, vatka ları dirseklerime kadar inerken, çıktım nan sokağa ben koca adamım diye:) carusel e gittim galeriyaya gittim. bakırköyde kadıköyde gezdim. baktım olmadı. bıraktım tespihi ceketi. giydim abimin metalika tişörtünü. taktım küpeyi geçtim istiklalde oturdum yapıkredi yayınlarının önüne. aldım şarabı ulan birde acı, zorla içtim yüzümü eşkitmemek için surat mimiklerimi yönetir oldum. yaktım sigarayı göstere göstere dumanı içime çektim... olmadı nan gene olmadı:) şimdi park ta tatirivalliye binip içinde masum bir çocuk taşıyan, çocuksu ama olgun ideal baba adayı sevgili modeline büründüm...olmuyor nan gene olmuyor ... şimdi ne çocuk ne de adam olabiliyorum...
24 ekim çarşamba 2007